Yazı Detayı
11 Ocak 2016 - Pazartesi 12:58 Bu yazı 7834 kez okundu
 
Türkiye'nin Ortadoğu'da Küresel Davranışları
Devlet-i Ali
adanahilal
 
 

Türkler, Ergenekon'dan çıkıp devlet kurmaya başladığından bu yana geçen tüm zamanlarda bulunduğu bölgelerde, güçlü bir küresel aktör olmuş millettir. Türklerin kurduğu yüzlerce devlet içinde 16 tanesi, dünyanın en güçlü devletleri arasında yer almış ve asırlarca hükümranlık sürmüştür.

Dünya savaş tarihinin büyük çoğunluğu, Türklerin bulunduğu bölgeye ve dünyaya nizam verme savaşları olduğu bilinmektedir. Sultan Alparslan'ın 1071'de Anadolu'ya girişinden sonraki yıllarda ise Türklerin Ortadoğu'ya yön verdiği görülür. Selçuklu ve Osmanlı Devletleri, Türklerin bin yıllık tarihini kapsar ki, özellikle Osmanlı İmparatorluğu sadece Ortadoğu değil üç kıtada hüküm süren bir cihan devleti idi.

Ortadoğu, Osmanlı döneminde refah ve mutluluk içerisinde yaşayan insanlarla doluydu. Küresel güçlerin Osmanlı Devleti'ni parçalamasından sonraki yıllarda, Ortadoğu halkları kan, gözyaşı ve zulümden başka ne gördü ki? Bu durumu zulmü yaşayan halkların dışında, zulmü başlatan sömürgeci ve emperyalist güçler de görmüş olmalı ki, sürekli olarak Ortadoğu'yu dizayn etmeye çalışıyorlar. 

Esasen, küresel güçlerin derdi Ortadoğu'da yaşayanların mutlu olup olmadığı değildi. Dünya savaşlarından sonra devletlerin sınırlarını cetvelle çizerek oluşturan küresel güçler, dağıttıkları Osmanlı düzeninin yerine koyacakları bir sistem bulamamalarının sıkıntısını yaşıyorlar. 

Büyük Ortadoğu Projesi'nin(BOP) ortalığı karıştırdığını anlayan küresel güçler, bu projenin ikinci versiyonu olan Yeni Osmanlı Projesi'ni uygulamaya başladı. Ortadoğu'da 22 ülkenin sınırlarını ya da etki alanlarını değiştirme amacı güden bu projeyi, Arap Baharı dedikleri ucube bir proğramla yürüttüler ama neticede kan ve gözyaşından başka bir şey üretemediler. Bu projenin uygulayıcısı şimdilerde siyasi parti kurmaya çalışan zat-ı muhteremin birisiydi.

Küresel güçlerin Ortadoğu'da uyguladığı projeler neticesinde, Irak bölünürken sınırımızda bir bölgesel kürt yönetimi adı altında, Büyük İsrail Devleti rüyalarının ilk parçası doğdu. Irak'ın Kuzeyi'nde başardıklarını Suriye'nin Kuzeyi'nde başarmak ve rüyalarının ikinci parçasını oluşturmak için ortalığı karıştırdıkça karıştırıyorlar.

ABD, Irak'ı işgal ederken Türkiye'nin bölgedeki Türkmenleri korumak için ABD'li yetkililerle yaptığı uzun toplantıları hatırlıyor musunuz? O toplantıların neticesinde alınan kararlarda, Irak'ta Türkmenlerin burnu kanasa Türkiye'nin müdahele hakkı olacaktı . Ancak ne hikmettir ki, 1 Mart Tezkeresi adını alan o tezkere TBMM'den geçmedi. Türkiye, Irak'ta masada kaybetmiş oldu. 

Suriye'deki terör unsurlarını temizlemek isteyen Türkiye, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı Harekatlarını gerçekleştirdi ama Münbiç'e gireceği zaman duraklama başladı. Barış Pınarı Harekatı ile teröristleri temizleyip güvenli bölge oluşturmak isteyen Türkiye, başarıyı yakalamışken, sıra Münbiç'e geldiğinde 100 yıl önceki YEDİ DÜVEL karşımıza dikildi. 

Türk Askerinin Münbiç'e girmesi beklenirken, ABD,Rusya ve Esad rejimi Türkiye'yi durdurmak için oyunu tezgahladı. ABD ve Rusya anlaşması gereği, ABD askerlerini Münbiç'ten çekerken Esad rejimi kontrolündeki güçler ile PKK/PYD'li teröristler Münbiç'i elinde tutacaklardı. Türkiye, ne zaman Münbiç'e harekat yapmaya karar verse, küresel güçlerin yeni bir oyunuyla karşılaşması, Münbiç'in neden bu kadar önemli olduğu tartışmasını başlattı.

Suriye’de bulunan en önemli petrol pazarlarından iki tanesi Münbiç ve El Bab’ta bulunuyor. Bu iki kent, Irak’tan Suriye’ye gelen ve İdlip bölgesine devam eden gelecekteki enerji hattı olan ana boru hatlarına ev sahipliği yapıyor. Bölgedeki enerji kavgasını yorumlayanlar, Münbiç kimin elindeyse Suriye’deki petrol taşımacılığını da kontrol altına alacağını söylüyor.

Günümüzde ise YEDİ DÜVEL'in temsilcisi ABD, iki uçak birden gönderip Bakanları ayrı ayrı Türkiye'ye geldi. ABD Başkanı Trump, günde üç öğün attığı tweetlerle Türkiye'yi tehdit ederken Türkiye tam bir direnç gösterdi. Neticede Türkiye ile ABD masaya oturdu. Masa kurulmadan önceki askeri harekat başarısını, masada da gösteren Türkiye, terör örgütlerinin güvenli bölge sahasından ayrılmasını kabul ettirdi. Dünya basınının büyük çoğunluğu Türkiye'nin masada kazançlı olduğunu söylüyor. 

Türkiye, bundan sonraki dönemde çok daha dikkatli olması gereken bir sürece girmiştir. Sahada ve masada kazandıklarımızı, kaybetmemenin yollarına kafa yormalıyız. Atalarımızın ''su uyur düşman uyumaz'' sözünü unutmamalıyız. 

Türkiye, Ortadoğu'da en belirleyici Küresel Aktör olma yolunda çok büyük bir adım atmıştır. Türkiye, hem ABD hem de Rusya ile bölgede neler olacağını dizayn ediyor. Türkiye sözünü dinlettiren bir ülke oldu. Türkiye’nin eli her anlamda güçlendi. Bundan sonra Suriye konusu Türkiyesiz çözülemez. Hem Rusya’ya hem İran’a hem de Avrupa’ya karşı eli güçlendi. ABD gibi bir ülkeye bütün tezlerini kabul ettirdi. Rusya ile Suriye konusunda önemli bir mutabakata imza attı.

Türkiye, Suriye sınırı boyunca güvenli bölgeyi oluşturduktan sonra Kobani'de Türk Üssü kuracak. Türkiye'nin sınır ötesinde üs kurması önmeli bir Uluslararası kazanımdır. Netice itibariyle, Türkiye Ortadoğu'da küresel aktör olma yolunda önemli adımlar atmıştır. Türkiye, bundan sonraki süreçte Rusya ve ABD arasında çok daha dengeli bir politika izleyecek. Ancak Türkiye, Rusya ve ABD politikaları arasında sıkışmış bir görüntüyü geride bırakarak, ABD ve Rusya'yla birlikte bölgeyi dizayn etme gücüne kavuşmuştur. 

Türkiye'nin Ortadoğu'daki hamlelerini; İsteyen, bölgede terör örgütlerini temizleyerek güvenli bölgeyi oluşturup ülkedeki Suriyelileri buraya yerleştirme hedefini başarma yolunda ilerlediğini söylesin. İsteyen, Kızıl Elma hedefini gerçekleştiriyor diye nitelendirsin. İsteyen, Osmanlı'nın hükmettiği topraklara yeniden huzur getirme operasyonu olarak nitelendirsin. İsteyen, tezlerini ABD ve Rusya'ya kabul ettirdiğinden dolayı başarılı olarak nitelendirsin. İsteyen, ABD,İsrail ve PKK/YPG'nin bölgedeki Büyük İsrail Devleti projesini çöpe attığını söylesin. Ne derseniz deyiniz. Nasıl yorumlarsanız yorumlayınız. Türkiye, Ortadoğu'da engelleri aşa aşa büyük bir zafere doğru dört nala koşuyor. Cenab-ı Allah, Müslüman Türk Milletimizin yardımcısı olsun.
 

 
Etiketler: Türkiye'nin, Ortadoğu'da, Küresel, Davranışları,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı