MHP'li Ruhi Ersoy: Türk Milleti Teyakkuzda Olmalıdır

Terör örgütü PKK'nın bombalı saldırısına eş zamanlı olarak üretilen, 2015'te yapılan iki seçim arasındaki olaylara gönderme yapılarak iktidarın seçime yönelik korku ortamı tesis etmek istediği yalanını ortaya atan muhaliflerin amacı konusunda değerlendirmelerde bulunan MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, bombalı saldırıya yönelik ortaya atılan yalanların TSK'nın terörle mücadelede kimyasal silah kullandığı yalanının bir devamı niteliğinde olduğunu belirterek, Türk Milletinin Devleti ile arasındaki güven ilişkisini bozmaya çalışanların ürettiği ve psikolojik harp teknikleriyle yaymaya çalıştığı büyük yalanlara karşı teyakkuzda olunması gerektiğini söyledi.

 

TÜRKİYE TERÖRİST SALDIRILARLA PSİKOLOJİK ABLUKA ALTINA ALINMAYA ÇALIŞILIYOR

 

Hain terör saldırısının gerçekleştiği İstiklal Caddesi’ndeydik. Alçakça saldırıda yiten canlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza âcil şifalar diliyorum. Birlik ve beraberliğimizle; vatanımıza yönelmiş her türlü tehdidin üstesinden gelerek Türkiye Yüzyılını inşâ edeceğiz! Devletin psikolojik abluka altına alınmaya çalışıldığı bugünlerde; kendisini Türk milletine mensup ve Türkiye Cumhuriyeti’ne ait hisseden herkesin gelişmeleri çok dikkatli takip etmesi ve özellikle "oltadaki algı yemi"ne takılmaması gerekir. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin konu hakkında ifade ettiği gibi: "Saldırıyı seçimler nedeniyle iktidarın yaptırdığını söyleyenler sadece namussuz değil aynı zamanda câsustur. Bunlar hakkında teröristler için hangi muamele yapılıyorsa aynısı yapılmalıdır."

 

BOMBALI SALDIRIYA EŞ ZAMANLI OLARAK ORTAYA ATILAN BÜYÜK YALAN

 

Öte yandan; Taksim'de yapılan alçak saldırıyla eş zamanlı olarak, 7 Haziran - 1 Kasım 2015 arasına gönderme yapıp sanki seçim için korku ortamı tesis edilmek istendiği büyük yalanına karşı hafıza tazelemekte ve oradan bugüne bakmakta fayda var. 7 Haziran 2015 seçimlerinde; FETÖ, PKK/HDP ikliminin siyasete yansıdığı, bu iklimde koalisyon kurulması beklentisin de olanların da beklentileri karşılanmayınca ülkemizde bir kaos ortamı oluşturmak istenilmiştir.

 

FETÖ'NÜN İKİ SEÇİM ARASINDA DARBE ORTAMINI SAĞLAMA PLANI

 

Bu ortamda gerekirse 15 Temmuz’dan önce, sureti haktan görünerek, "millete umutmuş" gibi görünen FETÖ yapılanmasına kendilerince meşru bir darbe ortamı oluşturma gayreti olarak görülecek olaylar dizinine, diğer bir ifadeyle "1 Haziran-1 Kasım 2015" arasına şöyle bir bakalım: 11 Temmuz 2015: PKK Çatışmazlık Sürecini bitirip eylemlere başlayacağını duyuruyor. 20 Temmuz 2015: Kandildeki terörist başı Cemil Bayık terör eylemlerini şehirlere taşıma kararı aldıklarını açıklıyor ve yandaşlarını şehirlerde tünel, siper, çukur kazmaya çağırıyor. Bayık aynı tarihte yine; Güneydoğu'da Suriye'deki gibi "kanton bölgeler" ilan edeceklerini söylüyor. 20 Temmuz 2015: Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde intihar saldırısı düzenleniyor ve 34 kişi hayatını kaybediyor.

 

TÜRKİYE'NİN KAOSA SÜRÜKLENMESİ İÇİN YAPILAN SALDIRILAR

 

Ayrıca; Hendek operasyonları yapılan şehirlerin tahrip edilmesine neden olan, masum insanların siper edildiği ve can kayıplarının yaşandığı sürecin alt yapısı hazırlanıyor. 22 Temmuz 2015: Şanlıurfa Ceylanpınar’da iki Polisimiz terör örgütü PKK tarafından şehit ediliyor. 6 Eylül 2015: Terör örgütü PKK Dağlıca Karakolu’na saldırıyor ve 16 kahraman askerimiz şehit düşüyor. 10 Ekim 2015: Ankara gar saldırısı ile Türkiye kaosa sürüklenmek isteniyor.

 

TERÖRLE MÜCADELE EDEN DEVLETE KARŞI HAİN DARBE GİRİŞİMİ

 

Devam eden süreçte 1 Kasım seçimleri sonrası tek başına bir iktidarın FETÖ ve PKK'nın üzerine kararlı gitmesi 15 Temmuz 2016 ihanetini doğurmuştur. Akabinde gelen 2017 anayasa değişikliği ve 2018 seçimleri ile başlayan Cumhurbaşkanlığı Sistemi yeni bir dönem başlamıştır. Bu yeni dönemde, çok yönlü inisiyatif alan millî devlet politikaları FETÖ/PKK/PYD başta olmak üzere bilumum operasyon aygıtlarının sahiplerini harekete geçirip Türk Devlet Teşkilatı’nın kuruluşuna vesile olan, bu teşkilata KKTC'yi gözlemci olarak alan bir süreç başlamıştır. Aynı zamanda AlevÎ vatandaşlarımıza bir takım kültürel hakların sağlandığı bir ortamda yeni bir huzursuzluk iklimine Türkiye’yi sokmak isteyenler hibrit, melez bir terörist organizasyonla devreye girerek Türk millî devletini psikolojik bir kuşatmaya almaya çalışmaktadırlar.

 

KİMYASAL SİLAH KULLANILDI YALANININ DEVAMI NİTELİĞİNDE BOMBALI SALDIRIYA YÖNELİK YALANLAR

 

Söz konusu patlamanın soruşturma aşaması tüm yönleriyle irdelenmeden başlayan ablukada başta Demirtaş’ın cezaevinden yaptığı şeytani demeçleri olmak üzere âdeta beşinci kol faaliyetleri üstlenilmek istenmektedir. Bu kapsamda FETÖ ve PKK’nın değirmenine su taşıyanların, sosyal medya/youtube vb. yerlerden yaydıkları kirli bilgi ile millet ve millî devlet için mücadele verenlerin psikolojilerinin bozulmak istendiği görülmektedir. Bu süreç; şerefli Türk ordumuzun kimyasal silah kullandığı yalanının da devamı niteliğindedir. TSK’nın eşine az rastlanacak derecede sivil ve masum insanların can güvenliğine verdiği önem bütün dünyaca bilinen en yalın gerçektir. Buna rağmen, kirli yalanlar silsilesi ve dezenformasyon içerikli bilgilerle uluslararası kamuoyunda itibar suikastleri yapılmaya çalışıldığı, bu kirli bilgilere ve suikastlere de meşruiyet kazandırma çabası içinde olanların varlığı görülmektedir.

 

MİLLET İLE DEVLETİ ARASINDAKİ GÜVEN İLİŞKİSİNİ BOZMA ÇABALARI

 

İstiklâl Caddesi'nde ki meşum eylemi yapan Ahlam Albashır tarafından; “Suriye’de olduğu süreçte üst düzey PYD/YPG mensuplarıyla irtibatlı olduğu, örgüt tarafından Türkiye’ye gönderildiği, Bilal Hasan isimli şahısla evli rolü yapmasının istendiği” açıkça belirtilmektedir. Soruşturmanın devam etmesi nedeniyle detay vermeksizin A. Albashır ve Bilal Hasan’ın örgüt bağlantısının güvenlik güçlerimizce tespit edildiğini söylemek mümkündür, bu konuda şüphe bulunmamaktadır. İlerleyen günlerde detaylarıda mutlaka açıklanacaktır. Buna rağmen bazı kesimler, PKK mensupları ve müzâhir şahıslarca, örgütün eylemle bağı olmadığı yalanıyla algı operasyonu yapılmakta, devlet itibarını zedelenmeye, millet ile devleti arasındaki güven ilişkisi bozulmasına çalışıldığı görülmektedir.

 

PSİKOLOJİK HARP TEKNİKLERİYLE YAYILMASI SAĞLANAN YALANLARA KARŞI TEYAKKUZDA OLMALIYIZ

 

Bu süreçte, psikolojik harp teknikleri ile yayılması sağlanan bu yalanlara karşı millî hassasiyeti bulunan çevreler ile milletçe teyakkuzda olunması, terör örgütlerinin ve türlü destekçilerinin, bu çabalarını boşa çıkartmak için büyük önem arz etmektedir. Devletimizin güvenlik bürokrasisi son on yılda ülkemiz aleyhindeki tüm tezgahları bozmuş, girişimleri boşa çıkarmış, ülkedeki ihanet şebekesi olan FETÖ terör örgütü tasfiye edildikten sonra Suriye alanı başta olmak üzere birçok yerde başarılı operasyonlar icra etmiştir. Bu kapsamda; güvenlik güçlerimizin bilgi ve tecrübesinden şüpheye düşmek büyük bir hata olacaktır. Türk milletinin devlet aklı her türlü musibeti bertaraf etmeye, millî güvenliği tehdit edecek tüm girişimleri ve bu amaçla kullanılan terör aparatlarını alt etmeye muktedirdir. Gazi Meclisimizde plan bütçe komisyonundaki terörün uzantısı sözde vekillerin meydan okuyucu üsluplarını da yine bu açıdan okunmalıdır. Kim hangi gizli emelini, hangi aygıtla Türkiyemiz üzerine uygulamaya kalkarsa kalksın, karşısında büyük ve güçlü Türk Devleti’ni bulacaktır.

 

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ'NİN BOMBALI SALDIRIYA TEPKİSİ

 

Yine İstiklal Caddesi’nde vuku bulan menfur olay üzerine Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Beyefendi'nin: "PKK/YPG'yi lanetliyorum. İstiklal Caddesi'ni kana bulayan katilin YPG'den talimat alarak Türkiye'ye kaçak yollardan sızdığı anlaşılmaktadır. Bu katil hamdolsun yakalanmış, döktüğü her kanın hesabını vermek üzere sorguya çekilmiştir. Bir gün bile geçmeden teröristin ele geçirilmesinden dolayı istihbarat ve emniyet birimlerimizi kutluyorum. Terörizme kucak açanlardan hesap soracağız. Hangi ülkelerin parmağı olduğu netleşecektir.” Şeklinde ifade ettiği gibi, geçmişte ve bugünlerde meydana gelen olaylarda FETÖ/PKK/PYD/YPG’nin Türkiye’ye karşı eylem birlikteliğini de hesaba katarak bütüncül yaklaşmak konuları daha iyi anlaşılır hale getirecektir. 

 

TSK'NIN SURİYE VE IRAK'IN KUZEYİNE YÖNELİK BAŞLATTIĞI HAREKAT

 

Ülkemiz aleyhine faaliyet gösteren her kim ve hangi terör örgütü, hangi ülke olursa olsun, içerideki uzantılarıyla birlikte gerek hukuk önünde, gerek millî vicdanlarda hesap sorulacaktır. Türk ordumuzun 20.11.2022 günü saat 00.00 itibariyle Suriye'nin Kuzeyi ile Kuzey Irak’taki örgüt hedeflerine yönelik başlatmış olduğu hava harekâtını terör tehditlerini sınır ötesinde durdurma ve akamete uğratma stratejisi çerçevesinde değerlendiriyoruz. Bu çerçevede, harekâtı, canı gönülden destekliyor ve şerefli Türk askerimize muvaffakiyetler, Terörü kaynağında kurutma, dâhili ve harici hainleri bulundukları noktada imha etmeleri noktasında cân-ı gönülden başarılar diliyoruz.