Bahçeli'den Türkiye'nin Aleme Nizam Verme Stratejisi

Rusya ile Ukrayna arasındaki gerginliği, AB ile yaşanan koltuk krizi, Alman Vakfının Türk sisteminden rahatsızlığı ve Alman Sol Partisi'nin MHP hakkındaki iddiaları hakkında değerlendirmelerde bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bölgesel krizler ve çatışmaların arttığı süreç devam ederken Türkiye'nin devlet-i ebed müddet, millet-i ebed müddet, nizamı alem ve ila’yı kelimetullah irade ve kararlılığından taviz vermeden yoluna devam edeceğini söyledi.

 

TÜRKİYE'NİN KUZEYİNDE YAŞANACAK ÇATIŞMALAR GÜVENLİĞİMİZİ RİSKE ATACAK

 

Rusya ile Ukrayna arasındaki sertlik tonu yüksek sürtüşmeler sıcaklığını korumaktadır. Bizim nazarımızda kuzeyimizde yaşanacak çatışmalar ülkemizin ve Karadeniz’in güvenliğini riske atacaktır. Bu iki ülke arasında aklıselimin öne çıkmasını samimiyetle temenni ediyoruz. Ukrayna’nın toprak ve siyasi bütünlüğüne saygı esas olmalıdır. Barış ve huzur denizi olan Karadeniz’in yeni ve şiddetli hegemonya mücadelelerine sahne olmaması hem çağrımız hem de beklentimizdir. Moskova yönetiminin Ukrayna’daki Rus yanlısı ayrılıkçı Donbas bölgesine askeri müdahale seçeneğinin masada olduğunu ifade etmesi, ABD’nin iki savaş gemisini 21 gün süreyle Karadeniz’e göndermesi milli güvenliğimiz açısından endişe verici gelişmelerdir.

 

DİPLOMASİNİN İMKANLARIYLA HAREKET EDİLMESİ HER ÜLKENİN ÇIKARINADIR

 

Sayın Erdoğan’ın 9 Nisan’da Putin ile telefon diplomasisi bölgesel gerilimin düşürülmesi çerçevesinde ciddi bir adımdır. Ukrayna Devlet Başkanı’nın 10 Nisan’da gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti, bu kapsamda Sayın Cumhurbaşkanı’nın soğukkanlı, tutarlı ve gerçekçi yaklaşımı krizin yatışması konusunda bir umut uyandırmıştır. ABD Dışişleri Bakanı’nın Rusya’yı Ukrayna’ya, Çin’i de Tayvan’a askeri operasyon yapmama hususunda uyarısı gelişmelerin seyrini değiştirecek boyutta değildir. Kırım’ın ilhakı henüz kanayan bir yaradır ve ağır sonuçları itibariyle hala müessirdir. Bölgesel çatışmadan kaçınmak, diplomasinin diliyle ve imkânlarıyla hareket edip uzlaşma kanalları açmak muhatap her ülkenin çıkarınadır.

 

STRATEJİ, TAKTİK VE GÜÇ TOPLAYARAK YÖNETME SANATI OLAN SİYASET HER ZEMİNDE KULLANILMALI

 

Siyaset bir strateji, bir taktik, bir hesap, bir mantık, bir güç toplama ve bunu yönetme sanatı ise, bu sanatın incelikleri her saha ve zeminde kullanılmalıdır. Kafkaslardaki bir bunalım diğer coğrafyalara da sıçrayacaktır. Mesela bunun en başta yansımasını Suriye’de görmek mümkündür. Türkiye kuzeyinden de güneyinden de adı konulmamış kuşatma altındadır. İşte böylesi bir dönemde sağlam bir milli duruş, sarsılmaz nitelikli birlik ve dayanışma ruhu her insanımız, her siyasi parti için vatan görevidir. 12 Nisan’da Yunan Hava Kuvvetleri öncülüğünde başlayan, ABD, Kanada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail, Slovenya, İspanya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin katılımıyla gerçekleştirilen askeri tatbikat dikkatle takip edilmelidir.

 

DOST VE MÜTTEFİK OLARAK BİLİNEN ÜLKELER BU KUMPASIN İÇİNDEDİR

 

Ukrayna ve Rusya arasındaki kutuplaşma derinleşirken, hatta bunu tahrik eden küresel güçler biliniyorken, eşzamanlı olarak Yunanistan’ın dolduruşa getirilip provoke edilmesi ateşle oynamaktır. Yunanistan’ın sanal meydan okumaları, tahrik edici siyasi manevra ve tatbikatları sabrımızı zorlamaktadır. Ne yazık ki, dost ve müttefik olarak bilinen ülkeler bu kumpasın içindedir. Hava, kara ve deniz sınırlarını ihlal eden, söz konusu tatbikatla süreci kızıştıran Yunanistan’ın arka plandaki akıl hocası kaosa oynamaktadır. 

 

TÜRKİYE NİZAMI ALEM VE İLA'YI KELİMETULLAH İRADE VE KARARLILIĞINDAN VAZGEÇMEYECEK

 

Bunlar yanlıştır, rüzgar eken fırtına biçmeye mecburdur. Türkiye olarak, devlet-i ebed müddet, millet-i ebed müddet, nizamı alem ve ila’yı kelimetullah irade ve kararlılığından kesinlikle taviz vermeyeceğiz. Bu ilkelerimizi ve ülkülerimizi çağın esaslarına göre yorumlayıp vatanımızı zulmete karşı korkusuzca savunacağız. Geri adım atan, vazgeçip kaçan, korkup boyun eğen namerttir. Büyük Türkiye vizyonumuzun takipçisiyiz. Türk milletinin egemenlik kazanımları, istiklal ve istikbal hakları her mülahazanın önünde ve üstündedir. 

 

SANAL VE SAHTE KOLTUK KRİZİNİN PERDE ARKASI

 

Akdeniz ve Karadeniz’de cepheleşmeler tırmanırken, AB Konseyi Başkanı’yla AB Komisyonu Başkanı’nın geçtiğimiz haftaki Ankara ziyaretleri sanal ve sahte bir koltuk krizi bahanesiyle gölgelenmiştir. AB’nin bu iki temsilcisinin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni ziyaretleri esnasında, Konsey Başkanı’nın tekli koltukta, Komisyon Başkanı’nın da kanepede oturması günlerce Avrupa basınında tartışılmış, önyargılı kesimler tarafından ülkemiz haksızca eleştirilmiştir. Hâlbuki AB protokol birimleri arasındaki koordinasyonsuzluk ve iletişim kazaları böylesi bir tabloyu ortaya çıkarmıştır. AB Konseyi Başkanı’na Cumhurbaşkanı, Komisyon Başkanı’na da Başbakan protokolü uygulandığı bilinmektedir. Kimin nerede ve nasıl oturacağı belliyken, konuyu istismar eden zihniyetler hem kel hem fodul, hem suçlu hem de maksatlıdır. 

 

İP'İN BAŞKANI POSTA KOYMAYA MERAKLIYSA TERÖR ÖRGÜTLERİNE BİR LAF ETSİN

 

AB Konseyi Başkanı kanepe krizinden sonra susmuş, ilerleyen günlerde söz konusu krizden kendi ekibinin sorumlu olduğunu itiraf etmiştir. Bir başka açıklamasında da, bundan dolayı uykusuz geceler geçirdiğini söylemiştir. Hiç kimse kusura bakmasın, biz oturacağımız yeri de biliriz, buyur edip oturtacağımız yeri de biliriz. Bu koltuk meselesinden nem kapan, estirilen yalan rüzgârına kanan İtalya’nın acemi ve çaylak Başbakanı Sayın Cumhurbaşkanı’na diktatör iftirası atmıştır. İP’in Başkanı da, İtalya Başbakanı’nın posta koyduğunu çok kaba, nezaketsiz ve argo bir üslupla ifade etmiştir. Diktatör suçlaması posta koymak değil, küstah ve kindar bir bühtandır. Diktatör arayan kendi geçmişine bakmalıdır. Çok şükür bizden Duçe çıkmadı, Führer çıkmadı, Firavun çıkmadı, Franko çıkmadı, Salazar çıkmadı, ülkemizde de Nazi kalıntıları ve kara gömlekliler görülmedi. İP’in Başkanı posta koymaya meraklıysa gitsin HDP’yi hedef alsın, gitsin PKK’ya ve FETÖ’ye tek bir laf etsin. İtalya Başbakanı çizmeyi aşmakla kalmamış, gizli Musollini hayranlığı yakasını ele vermiştir.

 

ALMAN VAKFININ RAHATSIZLIĞI TERCİHİMİZİN DOĞRULUĞUNU İSPATLAMIŞTIR

 

Bir diğer tartışılması gereken konu da Berlin Merkezli Bilim ve Politika Vakfı’nın hazırladığı araştırma raporudur. Bu vakıf icazetlidir, ipoteklidir, iradesi çalınmıştır. “Türkiye’nin İki Buçuk Yıl Sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Kurumlara ve Politikaya Genel Bir Bakış” başlıklı sözde araştırma raporu sinsi ve sipariş bir çalışmadır. Mezkûr araştırmanın tercümesini yaparak değerlendirdik ve baştan ayağa yalan yanlış iddialarla dolu olduğunu mütalaa ettik. Türkiye’nin yeni hükümet sisteminden, neye ve hangi amaçlara hizmet ettiği az çok belli olan bir Alman vakfının bu kadar rahatsızlığı, bu denli memnuniyetsizliği milletimizin tarihi ve muhteşem bir tercihte bulunduğunu ispatlamıştır.

 

MHP ÜYELERİNİN BOŞALAN KADROLARA ATANMASI İDDİASI

 

Alman Sol Partisi’nin Türkiye ve MHP husumetinden sonra, bu ülkedeki bir vakfın da partimizi, yeni hükümet sistemini ve Cumhur İttifakı’nı karalama yarışı husumetle karılmış bir senaryoya delalettir. Diyorlar ki, tarikatlara mensup aşırı muhafazakârlarla MHP üyeleri yeni boşalan bürokratik mevkileri işgal ediyormuş. Özellikle polis ve istihbarat kadroları MHP’ye açılmış. Ayrıca yeni hükümet sistemi çürümeye yol açmış. Bu Alman Vakfı’nın bildiği ne varsa, belirlediği neler bulunuyorsa Türkiye Cumhuriyeti’ne bildirmezse, hükümetimize ulaştırmazsa dünyanın en müfteri, en melanet vakfı olacağını buradan ilan ediyorum.