Selin Gözgenç 21. Yüzyılda Kadını Değerlendirdi

Kanal 5’de yayınlanan Yekpa Ahmed'in sunduğu Merkez Ankara Programına canlı yayın konuğu olarak katılan Atılım Üniversitesi Öğretim Görevlisi Selin Gözgenç, 21. yüzyılda kadını bilimsel perspektif, eğitim, ekonomi ve istihdama katkısı, geçmişten günümüze siyasi rolü, kültürel payda ve değerlerimize katkısı açılarından değerlendirdi.

 

HER ALANDA DAHA ÇOK KADIN YER ALMALI

 

Kadın, denilince aslında çok fazla payda var var konuşacak ve ele alınacak. Fakat ben bugün biraz daha bilimsel bir açıdan ele alıp değerlendirmek istiyorum. Akademik dünyada bu noktadaki yapılan çalışmaları ele alacağım. Akademik mecrada birçok çalışma var kadına yönelik; çoklu paydalardan ele alınmış kadın; sorunlar işaret edilmiş, çözümler sunulmuş ve bilimsel veriler üzerinden değerlendirilmeler yapılmış, bunlar üzerinden ilerlemek istiyorum bugün. Bugün günümüzde Bilim ve akademide, iş dünyasında, siyaset, kültürel ve sanatsal alanda, spor alanlarında daha çok kadın yer almalı diyerek başlayabilirim öncelikle.

 

EĞİTİLMİŞ NİTELİKLİ MESLEKİ EĞİTİMLİ KADIN

 

21. YY Dünyası her geçen gün değişime doğru evriliyor, değişiyor. Ve bu değişim süreci noktasında, bugün değişimi yönetenler kazanır. Yani günümüzde, değişen ve “yeni” bir anlayışla kadının hak ettiği toplumdaki önemli yerini alması için bütünleşik bir bakış açısına ihtiyaç duyulması gerekir. Çoklu paydadan ele alınmalıdır. Bu bütünleşik bakış açısının çıkış noktası ise “eğitilmiş nitelikli mesleki eğitimli kadın” olmalıdır diye düşünüyorum ki birçok bilimsel çalışma bundan bahseder. Dolayısıyla üzerinde önemle durmamız gereken nokta eğitimdir.

 

BEŞERİ SERMAYE EKONOMİK BÜYÜMENİN EN BÜYÜK ETKENİDİR

 

Akademideki çalışmalar üzerinden gidecek olursak, ülkelerin gelişmişliklerini etkileyen en önemli etken insandır. Beşeri sermaye teorisine göre, bir ülkenin ekonomik olarak gelişiminde, ülkede mevcut insanların eğitim düzeyleri önemli rol oynar. Ekonomik kalkınmayı gerçekleştirebilmek için eğitime önem verilmeli, yatırımlar yapılmalıdır. Yani beşeri sermaye ekonomik büyümenin en büyük etkenidir. Nitelikli işgücü teorisine göre, işgücünün niteliği, eğitim yoluyla artırıldığında, ülkenin kalkınma düzeyi de dolaylı olarak artacaktır. Dolayısıyla gayri safi milli hasıladaki artışlarla eğitim düzeyi arasında bağlantı kurulabilmektedir. Tabi bu nokta ile birlikte aklımıza gelen ilk nokta, kalkınma.

 

KADINLARIN EĞİTİMİNE ÖNEM VEREN ÜLKELER DAHA HIZLI KALKINIYOR

 

Kalkınma, özellikle gelişmekte olan ülkelerin en önemli amaçları arasında. Biliyoruz ki toplumun ekonomik, teknolojik, sosyal-kültürel, eğitimsel ve bilimsel yönlerden geldiği aşamalar, kalkınmanın göstergeleridir. O halde bütün katmanlarla kalkınma hedefine odaklanılması gerekiyor. Ülkelerin kalkınmasında ise eğitimli insan gücünün istihdam edilmesi büyük önem taşır. Çünkü, eğitimli bireylerin verimlilikleri yüksektir. Bu kapsamda, toplum nüfusunun yarısını oluşturan kadının, ülke kalkınmasına olan katkısı; kadının eğitim sürecine ve istihdama daha fazla katılmasına bağlıdır. Kadınların sosyal, siyasi ve ekonomik hayata katılımı olmadan dünyada kalkınma hedeflerini, özellikle “sürdürülebilir kalkınma hedeflerini” gerçekleştirmek mümkün değildir. Kadınların örgün ve mesleki eğitimine önem veren ülkelerin kalkınmasının daha hızlı olduğunu söylemek mümkün.

 

KADININ EKONOMİYE KAZANDIRILMASIYLA İSTİKRARLI EKONOMİK DÜZENDEN BAHSEDİLİR

 

Eğitim alma imkânı tüm bireylerin eşit hakkı. Dünyanın her yerinde kadınların eğitim almaları ve iş gücüne katkı sağlaması ile ilgili çok çeşitli örnekler bulunmaktadır. Ülkemizde zorunlu eğitime rağmen kadınların ortalama eğitim hayatı halen tam olarak istenilen düzeyde değil. Bu noktada daha çok çaba vermemiz gerekiyor. Özellikle ortaöğretimden sonra kadınların eğitim hayatına devam etmesi için düzenlemeler ve uygulamalar güçlendirilmeli. Çünkü kadınların ekonomik hayata katılımı sağlanmadan toplumsal gelişmeden tam anlamıyla bahsetmek mümkün olamaz. Ekonomik gelişmişlik, kadın erkek ayrımına gitmeden her bireyi ekonomiye kazandırmakla gerçekleşecektir. Kadının ekonomiye kazandırılması ile istikrarlı ekonomik düzenden ancak söz edilebilmektedir, aksi halde beşeri ekonomiyi yok saymış oluruz.

 

YAŞANAN GELİŞMELER EĞİTİMLİ KADINLARIN İŞ YAŞAMINA KATILMASINI ŞART KOŞUYOR

 

Bugün 21. yy. dünyasında  yaşanan toplumsal, ekonomik, siyasal, kültürel ve yönetimsel değişim ve gelişmeler ve artan uluslararası rekabet ortamı, kadınlarında eğitilmiş nitelikli insan gücünün iş yaşamına tam katılmasını şart koşuyor. Yine 21. yy da dünyanın birçok ülkesinde, teknoloji ve bilimin her gün gelişim göstermesiyle birlikte bilgi toplumlarını oluşmaktadır. Küresel rekabet ortamının oluşmasıyla birlikte bilgi, teknoloji ve bilimin önemi giderek artmaktadır. 

 

KADINLARIN BİLİŞİM AĞIRLIKLI SEKTÖRLERDE İSTİHDAMI İÇİN YÖNLENDİRME YAPILMALIDIR

 

Günümüzde mesleki eğitim, teknoloji, bilgi ve bilimin iş hayatının temel parçası haline gelmesiyle ihtiyaç duyulan bir eğitim alanı haline gelmiştir. İş hayatında ulusal ve uluslararası platformda başarılı olabilmek için teknolojik gelişmelere uyumlu ve mesleki alanda eğitimli kişilere talep artmaktadır. Örneğin, dünya dijital ekonomik bir dönüşüm yaşarken, kadınların bilişim ağırlıklı sektörlerde istihdamını daha çok arttırmak için yönlendirme ve özendirme yapılmalıdır. Kadınların güçlendirilmesini destekleyen teknolojilerin, özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımının geliştirilmesi yine önemli bir husus.

 

KADIN İSTİHDAMINI ENGELLEYEN FAKTÖRLERİN AZALTILMASI GEREKİR

 

Kadın işgücü; toplumların sahip olduğu üretim faktörlerinin önemli bir parçasıdır ve onun üretim faktörü olarak değerlendirilememesi başta ekonomik büyümenin sınırlanmasına, milli hasılanın düşmesine neden olabilir. Ayrıca istihdam edilemeyen kadının hem kişisel hem de aile olarak gelir kaybına uğramasına yol açmakta ve yaşam standartlarını düşürmektedir. Fakat kadınların çalışma dünyasına kazandırılmasında ekonomik ve sosyokültürel birçok engel olabiliyor, kadın istihdamını engelleyen faktörlerin azaltılması gerekiyor. Kadın eğitiminin istihdama etkisi ele alındığında ise, yapılan çalışmalar, kadının eğitim düzeyi arttıkça çalışma hayatına katılma isteklerinin de arttığını göstermektedir. 

 

STRATEJİK HEDEFLER DOĞRULTUSUNDA PLANLAMALAR ARTTIRILMALIDIR

 

Örneğin; rakamlara baktığımızda ilköğretim mezunu kadınlar için istihdam edilebilirlik olasılığının yüzdelik payı oldukça düşük iken, bu oran ön lisans, lisans ve lisans üstü mezunu kadınlar için çok daha yüksek rakamlara ulaşıyor. Bu sebeple kadınların örgün eğitimden yararlanmaları ve bu eğitim süresinin mümkün olduğunca maksimum düzeylere ulaştırılması ileriye dönük kadın istihdamını artırmak için atılabilecek en önemli adımlardan biridir. Ancak bu eğitim sürecini kaçırmış kadınlar için çeşitli kurumlar tarafından düzenlenen meslek edindirme kursları da iyi bir alternatif olabilir. Kadınların daha fazla mesleki ve teknik eğitim alabilmeleri için önleri açılmalıdır. Bu kapsamda, kadınlara uygulamalı girişimcilik derslerinin de verilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı, ÖSYM, özel sektör işbirliği geliştirilmeli, stratejik hedefler doğrultusunda planlamalar arttırlımalı.

 

KADINLARA YÖNELİK POZİTİF AYRIMCILIK YAPILMASI GÜZEL BİR TEŞVİK OLUR

 

Bir başka örnek, Kamu ve özel sektörde başarılı kadınların rol model olarak sayısının artırılması, girişimci kadınlar arasında kurulacak ağların yaygınlaştırılması, mentörlük eğitimleri ve uygulamaları ile yeni girişimci kadınların ortaya daha cesur bir şekilde çıkacağı bir iş ortamının yaratılması açısından gerekli. Kadın girişimciler için sermayeye erişimi noktasında, Kamu kurumları ve finans kuruluşları tarafından verilen desteklerde kadınlara daha çok pozitif ayrımcılık yapılması güzel bir teşvik olabilir.

 

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ VE ADALETİ DEMOKRASİNİN TEMEL İLKESİDİR

 

21. yüzyılda günümüze baktığımız zaman, kadınlar konusunda en çok konuşulan konulardan birisi toplumsal cinsiyet eşitliği. Toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları kamusal alanda devlet tarafından uygulanmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve adaleti, demokrasinin temel bir ilkesidir. Bu anlayış, ulusların insan hakları belgelerinde, uluslararası sözleşmelerde ve yasalarda yer almaktadır. Bu alanda hukuki zeminin güçlendirilmiş olmasına rağmen, bu hakların hayata geçirilmesinde, uygulamasında  zorluklar ve adaletsizlikler yaşandığını biliyoruz.

 

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK KADINININ SİYASİ TARİHTEKİ KONUMU

 

Dünya medeniyeti içerisinde, Türk kültür ve devlet geleneğinde “kadın” önemli bir değere sahiptir. Bu değerin ortaya çıkmasında şüphesiz Türk kültürünün sahip olduğu bakış açısı büyük rol oynamıştır. Yani, geçmişe baktığımızda Türk medeniyetlerinde, kadının devlet ve toplum açısından taşıdığı önemin çok büyük olduğunu biliyoruz.

 

TÜRKLER KADINA HER ZAMAN DEĞER VERMİŞTİR

 

Türklerde kadın, tarih boyunca sadece sosyal hayatta değil siyasi hayatta da önemli rol oynamıştır. Eski dönemlerde birçok medeniyette kadına önem dahi verilmezken, Türkler kadına her zaman değer vermiş, siyasi ve sosyal hayatta önemli görevlere getirmiştir. Eski Türk devlet geleneğinde kadın ile erkek, insani değerler açısından eşit haklara sahip olarak kabul edilmiştir. Bu eşitlik, tüm sosyal hayatı kapsamamakla birlikte genel olarak günümüze kadar devamlılığını sürdüren bir anlayışın temelini oluşturmuştur. Eski Türklerin kadına verdiği önemi, o dönemde başka hiçbir topluluğun vermediğini ifade etmek abartı olmayacaktır.

 

TÜRK TARİHİMİZDE KADINLARIN DEVLET YÖNETİMİNDEKİ YERİ

 

Örnekler üzerinden gidecek olursak, Göktürk Devleti’nde insanlar hür bir hayat sürmüştür. Kadınların bu dönemde toplumda önemli yerleri vardı. Emirnameler, Kağan ve karısı tarafından ortak imzalanmaktaydı. Kağanın karısı, düzenlenen tören ile başa geçer ve devleti Kağan ile birlikte ortak bir şekilde yönetirlerdi. Devlet yönetiminde ”hatunların”da söz sahibi olduğunu o döneme ait vesikalardan anlıyoruz. Yabancı devletlerin elçilerinin kabulünde, hatun hakanın yanında bulunur ve elçileri birlikte kabul ederlerdi. Tören ve şölenlerde kadın hakanın solunda oturur, siyasi önerilerini hakana iletirdi. Tarihte devlet başkanlığı yapan ilk kadınlar yine Türklerden çıktığını biliyoruz. İslamiyet’in kabulünden sonra Türklerde kadının önemi, önceki dönemlerle benzer doğrultuda ilerlemiştir.

 

KADINLARIN MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDE VE DEVLETİN KURULUŞUNDAKİ YERİ

 

Daha yakın döneme geldiğimizde, Kadınlar, Türk Kurtuluş Savaşı içerisindeki özellikle milli mücadele döneminde gösterdiği kahramanlıklarla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda önemli rol oynamıştır. Türk kadınının cephede de üstün cesaret ve kahramanlıkları göstermiştir. Kurtuluş savaşı yıllarında Türk kadınının erkeklerle mutlak bir dayanışma içinde, cephede ve cephe gerisinde büyük bir kararlılıkla bağımsızlık mücadelesine katıldıklarını biliyoruz. Kara Fatma, Binbaşı Ayşe, ismi bilinmeyen pek çok kadın cephe ve cephe gerisinde hizmet görmüştür. Türk kadınının rütbeli olarak Ordu’ya ilk girişi bu dönemde olmuştur. Özverili etkinlikleri ve gösterdikleri kahramanlıklar milli mücadelenin önderi Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından büyük takdirle karşılanmıştır. Tomris Han’dan Umay Ana’ya, İlbilge Hatun’dan, Nene Hatun’a kadar devam kahraman kadınların örneklerini çoğaltabiliriz. 

 

ATATÜRK'ÜN, KADINLARIN SOSYAL VE SİYASİ ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞMASI İÇİN GÖSTERDİĞİ ÇABALAR

 

Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte başlayan dönemde Türk kadınına verilmesi gereken önemi her fırsatta dile getiren Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan kadınların toplumsal, sosyal ve siyasi bir takım özgürlüklere kavuşması konusunda yoğun bir çaba harcamıştır. O dönemde birçok Batılı toplumda olmayan hak ve özgürlükler Atatürk’ün Türk kadınına verdiği yüce değer ile Türk kültürüne ve devlet yönetimine kazandırılmıştır. 5 Aralık 1934’te çıkan yasayla kadınlarımıza milletvekili seçiminde “oy verme ve seçme, seçilme hakkı” tanınır. Böylece Türk kadınının Türk erkeği ile tam anlamı ile eşit düzeye gelmesi sağlanmış olur. Olay dünya çapında yankılar yaratır, birçok ulusun kadınına örnek olur. Böylelikle kadınlar toplumun her alanında söz sahibi olmaya devam etmiştir.

 

KADININ DEĞER GÖRDÜĞÜ HER TOPLUM İLERLEME KAYDETMİŞTİR

 

Devletin bekası için toplumun kültürel ve geleneksel yapısına önem vermek devletler açısından olmazsa olmaz bir anlayıştır. Binlerce yıllık Türk kültür ve tarihi ile devlet geleneği içerisinde kadının toplumsal ve siyasi rolünü değerlendirecek olduğumuzda, kadının değer gördüğü her toplumun ilerleme kaydetmiş ve kaydetmekte olduğu sonucuna ulaşmak mümkün. Bu nedenle eski Türk kültür ve devlet geleneğinden günümüze kadar gelen kadının toplumsal ve siyasi yaşam içerisindeki yerinin, günümüz dünyasında medeni birçok devlet tarafından ilham alınması gereken bir noktada yer aldığını ifade etmek yerinde olacaktır.

 

SİYASET VE KADIN

 

Kadınların siyasi, ekonomik ve sosyal hayatın karar alma süreçlerine tam ve etkin bir biçimde katılımlarının ve kadınlara karar alma mekanizmalarında, her düzeyde lider olabilmeleri için eşit fırsatlar tanınmasının arttırılması gerekiyor. Kadının siyasetteki temsili ve parlementodaki yerinin artması gerektiğini düşünüyorum. Geçmiş yıllarla kıyasladığımızda, günümüzde meclisteki kadın sayısının arttığını biliyoruz, bu güzel bir gelişme fakat istenilen oranda değil ve biliyoruz ki hala kadın milletvekili çıkaramamış illerimiz var. Mahalli idareler noktasında da yine kadın oranının çok yüksek olmadığını görüyoruz.

 

KAMUOYU DESTEĞİNİ ALMADA KADININ ROLÜ

 

Burada bahsedeceğimiz bir diğer nokta ise siyasal iletişim yöntemleri olabilir. Çünkü siyaset toplumun rızasına ve ikna edilmesine de ihtiyaç duyan bir yapıdır ve bu noktada kamu ile kesintisiz iletişim kurması gerekir. Bu köprünün kurulmasındaki önemli paydalardan birisi de kadındır. Bakın bugün siyasi partilerin kadın kollarına, özellikle seçim dönemlerinde toplumla birebir iletişim halinde sahada çokça yer aldıklarını biliyoruz. Dolayısı ile Siyasal erk noktasından baktığımızda da, politikalarını daha rahat bir şekilde bire bir temasla duyurabilme adına kamuoyu desteğini alma açısından kadının fevkalede önem arz ettiğini biliyoruz. Toplumun siyasi sürece etki etme konusunda kadının paydası çok büyük. 

 

KADIN BİLİM, TEKNOLOJİ, DİJİTAL DÜNYA VE SİYASET KONUŞSUN

 

Ve ben gönülden diliyorum ki kadınlar artık toplumda asıl olması gereken noktadaki yerini konuşuyor olmasın, yani hala bunun mücadelesi veriliyor olmasın, bir üst düzeye geçmiş olmanın vakti çoktan geçiyor; benim şahsi olarak gönlümden geçen şu ki, kadın bilim konuşsun, teknoloji konuşsun, savunma teknolojilerini, dijital dünyayı konuşsun, siyaset konuşsun… Elbetteki ziyadesiyle var ülkemizde, ama neden daha fazla sayıda olmasın.

 

KADIN VE KÜLTÜREL PERSPEKTİF

 

Kültür, bir milleti millet yapan değerler arasında yer almaktadır. Kültürel yapımızın muhafaza edilmesi ve yeni nesillere aktarılmasında örgün eğitim kurumlarının yanı sıra burada büyük rol kadına düşüyor. Zira ilk eğitmen annedir. Kadınlarımız millî kültür değerlerimizi doğru bir şekilde yani nesillere aktarılmasında noktasında önemli bir konumdalar; bunları benimsemenin yanı sıra gerekli eğitimleri de alarak, gerek aile içinde, gerekse toplum içindeki rollerini sağlamada daha başarılı olabilirler. Çünkü biliyoruz ki kadınlar, aile ve toplum arasındaki en sağlam köprülerdir. İyi yetiştirilmiş ve eğitilmiş bir kadının, topluma tesiri fevkalede önemlidir.  Örneğin bir çocuk için hayatının ilk altı yılında aldığı etkiler, öğrendiği temel bilgiler ve aldığı eğitimler hayati önem taşır zira yetişkinlikteki yapısını oluşturacaktır.

 

EĞİTİM VE KÜLTÜR MODELİ KONUSUNDA KADINLARA BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR

 

Doğru verilen bir eğitim ve kültür modeli çok önemli ve bu konuda kadınlarımıza büyük sorumluluk düşüyor. Ayrıca Milli Birliğimizi oluşturan paydalardan birisi de Kültürel yapımızdır. Türk kültür yapısının korunması noktasında hepimize ama özellikle de ebevyen olan kadınlarımıza önemli sorumluluklar düşüyor. Milli ve manevi değerlerimizle güçlü bir toplumuz biz zira. Bu noktada, o hassas ve önemli paydayı tahayyül etmemiz gerekiyor.