MHP Lideri Bahçeli'den Türk Cumhuriyetlerine Sert Tepki

Ziya Gökalp'in ''Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan, Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan'' sözlerini hatırlatarak Dağlık Karabağ'ın asıl sahibine geçme zamanının geldiğini belirten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Ermenistan'ın Azerbaycan'a saldırması karşısında sesiz kalan Türk cumhuriyetlerine tepki gösterdi.

 

VATAN BÜYÜK VE MÜEBBET BİR ÜLKEDİR : TURAN

 

Merhum Ömer Seyfettin diyordu ki: “Bir devletin doğal sınırları dağlar ve ırmaklar değildir. İstinat ettiği milliyetin lisanı ve dini sınırlarıdır.” Merhum Peyami Safa da; milli hafızada taşınan her toprak parçasının vatan olduğunu isabetle dile getirmişti. Büyük mütefekkirimiz merhum Ziya Gökalp ise iliklerimize kadar sahiplendiğimiz şu tarihsel beyanı çiğnetilmesine asla göz yummayacağımız bir fikir ve ülkü mirası olarak bizlere bırakmıştı: “Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan, Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan.” 

 

DAĞLIK KARABAĞ MESELESİ SIRADAN BİR MESELE DEĞİLDİR

 

Dağlık Karabağ meselesi sıradan bir mesele değildir. Aziz milletimizin nabız atışının sahnelendiği, özlemlerinin bir yakut gibi saklı durduğu Türk yurdudur. Coğrafya tarihin yazıldığı mekânın adıdır. Dağlık Karabağ coğrafyasında yazılan Türk tarihidir, dökülen Türk kanıdır, feda edilen Türk canıdır; bunun karşısında defteri dürülüp tepelenecek, yerle yeksan edilecek işgalci unsur ise terör devleti Ermenistan’dır. Azerbaycan’la tek millet iki devlet oluşumuz tarihi vesikalarla mevcut, bir milletin vicdan hükmü olan kültür kaynaklarıyla vakidir. 

 

DAĞLIK KARABAĞ'IN ASIL SAHİBİNE GEÇME ZAMANI GELMİŞTİR

 

Mefkure bir tohumdur, filiz filiz büyüyüp çınar olacağı yer milletin engin yüreğidir. Tohum çatlayalı çok olmuş, mefkure güneş gibi doğmuş, mazlumların gözyaşıyla ıslattığı, kanlarıyla suladığı Dağlık Karabağ’ın asıl sahibine geçmesinin zamanı gelip çatmıştır. Doymak ve kanmak bilmeyen zalimlerin bu gerçeği engellemeye ne güçleri ne de takatleri yetecektir. Ermenistan hem korkak, hem hain, hem de savaş suçlusudur. Sivilleri öldürerek Azerbaycan Türklüğü arasında korku yaratmaya çalışmaktadır. Ermeni katiller geçmişteki alçak saldırılarına yenilerini eklemektedir. Soykırımcı Ermenistan işbaşındadır.

 

100 YIL ÖNCEKİ AYRILIKÇI VE BÖLÜCÜLERİN TORUNLARI ERMENİSTAN'DA CİNAYET NÖBETİNDEDİR

 

Meşrutiyet yıllarında, çeteleri dağlarda gezerken, militanları kahramanlarımızı şehit ederken, memurları ve siyasetçileri sokaklarımızda baston sallayan, nifak saçan, Meclis-i Mebusan’da olay çıkartan, ayrılıkçılık yapan bölücülerin soysuz torunları bugün Ermenistan’da cinayet nöbetindedir. Osmanlı Devleti’nin topraklarına hücum edip onun bir parçasını işgal eden ilk batı devleti Fransa da destekçisidir. Bunun yanı sıra MİNSK Grubunun diğer eşbaşkanları tıpkı Fransa gibi Ermenistan’a silah ve mühimmat temin etmektedir. ABD Dışişleri Bakanı’nın, “Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı kendini savunabilmesini umduklarını” çok bariz olarak açıklaması, aslında tam bir itirafname ve suçüstü halidir.

 

TÜRK'E KEFEN BİÇMEYE ÇALIŞAN ZALİMLERİN SONU KORKUNÇ OLACAK

 

Yani Türk düşmanları Dağlık Karabağ’da faaldir. Ermenistan sivillerin üzerine yine füze göndermektedir. Bugüne kadar Gence, Mingeçevir, Terter, Şemkir, Berde ve diğer cephe hattının çok gerisinde olan sivil yerleşim yerlerinde 60’ya yakın soydaşımız şehit edilmiştir. Hepsine Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize şifa diliyorum. Ermeni askerleri kafileler halinde firar ederken, bu terörist devlet çok sayıda kayıp vermektedir. Paşinyan’ın bunu teyit etmesi bozgunun habercisidir. Türk’e kefen biçmeye çalışan zalimlerin sonu hamd olsun korkunç olmaktadır.

 

ERMENİSTAN MEZARLIĞI BOMBALAYACAK KADAR KANA SUSAMIŞTIR

 

Şu barbarlığa bakınız ki, Ermenistan Terter’de mezarlığı bombalayacak kadar kana susamıştır. 16 Ekim’de Gence’yi yine hedef yapmış, Mingeçevir kentine saldırı düzenlemiştir. Ermenistan her defasında ilan edilen insani ateşkes kararlarını ihlal etmiştir. İki hafta önceki grup konuşmamda uyarısını yaptığım tehlike vasat bulmuş, çatışmaları Dağlık Karabağ’ın dışına yaymak isteyen teröristler Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ordubad şehrine roket atmıştır. Dağlık Karabağ Azerbaycan’a geçmeden ateşkes, müzakere ve diyalog uçurumdur, işgalcilerin taktik adımıdır. Diyor ya şair: Fil çoğalsın, Ebabil’den umut kesilmez. Firavun azsa da, Nil’den umut kesilmez. Zalimler ölmüyor diye yese kapılma, Sabret hele, Azrail’den umut kesilmez.

 

TÜRK CUMHURİYETLERİNE SESSSİZLİK VE DURGUNLUK YAKIŞMADI

 

Dağlık Karabağ’da kimin kiminle yürüdüğü, kiminle zulüm ittifakı yaptığı bellidir. Bizi derinden üzen ve kahreden bir başka konu, 1990’lı yıllarda bağımsızlıklarını kazanan Türk Cumhuriyetlerinin Dağlık Karabağ konusundaki sessizliği, tepkisizliği ve hareketsizliğidir. Özbekistan’ın diplomatik çözüm çağrısını nasıl kabullenelim? Kazakistan’ın müzakere önerilerini nasıl ve neyle izah edelim? Türkmenistan’ın, BM himayesinde önleyici diplomasi yöntemlerini kullanma teklifini nasıl hazmedelim? Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri’nin bize göre cılız ve yetersiz tepkisini nereye koyalım? Bu gelişmeler karşısında kendi içine kıvrılan Kırgızistan’dan da bir ses çıkmamasını nasıl yorumlayalım? Bişkek’te baş gösteren sokak eylemlerine, FETÖ’nün oyunlarına bugüne kadar yüksek sesle itiraz eden hangi Türk devletleri olmuştur? Bu suskunluk, bu durgunluk Türk’e yakışıyor mu?

 

KARARLILIĞIMIZ VE MEŞRU HAZIRLIĞIMIZ KARŞISINDA YILAN DİLLERİNİ YUTACAKLAR

 

Türkiye’de sokak ve toplum hazır, ama buna uygun hareket edecek muhalefet yok diyen görevli ve provokatör gazeteci artıklarının kaosa el sallamalarını, iç karışıklığa umut bağlamalarını da dikkatle izliyoruz. Sokak hazır diyerek aba altından sopa gösteren Soros uşakları, millet iradesiyle demokrasi onurunu yok saymalarının bedelini çok ağır ödeyeceklerdir. Şu kadar ki, bizim kararlılığımız ve meşru hazırlığımız karşısında yılan dillerini yutmaktan başka seçenekleri asla olamayacaktır.

 

TÜRK'ÜN FERYAT ETTİĞİ ORTAMDA TÜRK CUMHURİYETLERİ SESSİZ KALDI

 

Diyoruz ki, Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Bunu biliyor, buna inanıyor, bunu haykırıyoruz. Türk’ün feryat ettiği bir ortamda, bir başka Türk’ün buna duyarsız kalması abesle iştigaldir. Hadi Kıbrıs davasında sesiniz çıkmıyor, hadi Kerkük’ten habersizsiniz, bari Dağlık Karabağ’da taraf olun, üstelik hakkın ve hakikatin safında yer alın. Haklı olan ülke Azerbaycan’dır. Mağdur olan ülke Azerbaycan’dır. Toprak bütünlüğü ve egemenlik çıkarları suikasta uğrayan ülke de Azerbaycan’dır. Haksızlık karşısında susmak tarihi hata, elim ve trajik bir acziyettir. Mazisi ile alakasını kesmeğe kalkan, tarihini zorla unutmak isteyen toplumların mensubiyet ve metanet duygusu kaybolacak, hepsi birden silik gölgeye dönüşecektir.

 

DOST VE KARDEŞ ÜLKELERDEN DİMDİK BİR DURUŞ GÖREMİYORUZ

 

Biz gölge değiliz, Türk evladı Türk’üz. Bugün Azerbaycan’ın başına gelenlerin aynısı, Allah muhafaza yarın bir başka Türk Cumhuriyeti’ni etkileyebilecektir. Küresel ve bölgesel nüfuz mücadelelerine hayır diyemezsek, işgal projelerini topluca reddedemezsek komşunun yanan bacası kendi evimizin ateş almasına kadar giden ilk kıvılcımı çakacak, ilk tutuşmayı sağlayacaktır. Bir Türk dünyaya bedeldir diyoruz, fakat hiçbir dost ve kardeş ülkeden dimdik bir duruş göremiyoruz. Ayıptır, günahtır, Türk’ün birliği ve beraberliği bütün muhasım odakları, bütün şer güçleri, bütün ortak düşmanları A’dan Z’ye yıkıp geçecektir.

 

TÜRK'ÜN ŞAKASI OLMAZ TÜRK KİMSENİN İCAZETİNE TALİP OLMAZ

 

Türk’ün şakası olmaz, Türk kimsenin icazetine talip olmaz. Merhum vatan şairimiz Namık Kemal ne kadar da güzel söylemiş: Kimsenin lütfuna talip olma, bedeli cevher-i hürriyettir. Dağlık Karabağ’da zafer Azerbaycan Cumhuriyeti’nin olmalıdır. İşgalci Ermenistan 30 yıla yakındır kirlettiği topraklardan derhal çekilmelidir. Sivilleri katlederek ulaşacağı hiçbir yer yoktur. Bir zamanlar Türkler için ölüp ölüp ölmeyen millet diyorlardı. Türk milleti ölümü öldürmeyi bilmiştir, korkuyu korkutmayı başarmıştır. Bizim mukadderat ve mukaddes şerefimizde, teslim olmaktansa seve seve şehadete kucak açmak vardır. Hangi coğrafyada yaşarsak yaşayalım, Türk milletinin şerefli mensupları olarak, haklı ve meşru mücadele şartlarının gereği her neyse hesap yapmadan, tereddüde kapılmadan yerine getirmek zorundayız. Biriz, beraberiz, hep birlikte Türklüğün eğilmez başı, bükülmez kolu, kesilmez nefesiyiz, nitekim kocaman bir aile olan büyük Türk milletiyiz.