Bahçeli: Türk Milleti Kızılelma Hedefinden Dönmeyecek

1920'lerde Adana, Antep ve Urfa'da Ermenilere üniforma giydirerek üzerimize salan Fransa'nın Yeni Dünya Düzeni kurulurken stratejik boşlukları doldurmak için her bölgede karşımıza çıktığını belirten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ihtişamlı mazinin iradesiyle kutlu bir istikbalin muhteşem rotasını çizen Türk Milletinin yolundan dönmeyeceğini ve mücadelesine devam edeceğini söyledi.

 

TETİKÇİ FİGÜRANLARI KULLANAN ODAKLARIN STRATEJİK HEDEFLERİ DİKKAT ÇEKİCİ

 

İranlı bilim insanı Muhsin Fahrizade’nin 27 Kasım 2020 Cuma günü Tahran’da uğradığı silahlı saldırıda öldürülmesi Kasım Süleymani suikastından sonra gerçekleşmiş en vahim cinayetlerden birisidir. Lanetlediğimiz bu hunhar saldırının çok organize şekilde icra edildiği anlaşılmaktadır. Ziyadesiyle kırılgan halde bulunan bölgesel huzur ve barışı temelinden bozmayı amaçlayan her türlü ahlak ve hukuk dışı arayışı, saldırıyı ve komployu terörizmden ayrı tutmuyor, ayrı görmüyoruz. Bizim dikkatimizi çeken husus suikastın zamanlaması, hedef olarak seçilen ismin müktesebatı, tetikçi figüranları kullanan odakların stratejik hedefleridir.

 

ÖNCEDEN KESTİRİLEMEYEN BÜYÜK ÇAPTA RİSK VE TEHDİTLER

 

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun nezaketsiz ve seviyesiz İstanbul seyahatinden sonra Kudüs’e gitmesi, Batı Şeria ve Golan Tepeleri’nde gezmesi, adeta bölgeyi provoke eder gibi tutum takınması ve ardından Muhsin Fahrizade cinayetinin gerçekleşmesi bize göre üzerinde düşünülmesi gereken kuşkulu bir detaydır. Medyaya yansıyan iddialar ışığında, bir İsrail’li yetkilinin, “Fahrizade’yi öldürdüğümüz için dünya bize teşekkür etmeli” açıklaması eğer doğruysa, Dahası "İsrail ihtiyaç duyduğu zaman İran'ın nükleer programına karşı operasyon düzenlemeye devam edecek" ifadeleri aynı ağızdan çıkmışsa, önceden kestirilemeyen büyük çapta risk ve tehditlerin önümüzdeki dönemde birbiri ardına eklemlenmesi kaçınılmaz hale gelecektir.

 

ORTADOĞU VE AFRİKA İSTİKRARSIZLIĞIN PENÇESİNDEDİR

 

Hem Ortadoğu hem Afrika istikrarsızlığın pençesinde, terörün gölgesinde, rövanşist çatışmaların, misillemeye dayalı silahlı rekabetlerin tam göbeğindedir. 27 Kasım’da Somali’nin başkenti Mogadişu’da, 28 Kasım’da Nijerya’nın Borno Eyaleti’ndeki Zabarmari kasabasındaki bir pirinç tarlasında, 29 Kasım’da Afganistan’ın Gazne vilayetinde gerçekleşen terör saldırılarında çok sayıda masum insan katledilmiştir. Uzun yıllardır mazlumların gözlerinden yaş, gövdelerinden kan akmaktadır. Sömürgeciler insanlığın her kazanım ve değeriyle savaşmışlardır. Dehşet verici adaletsizlik hepimizin malumudur. Bir gram elmas, bir parça pırlanta, bir galon petrol veya bir metreküp doğal gaz insan canından, insan varlığından, insan haysiyetinden önemli görülmüş, öncelikli sayılmıştır.

 

FRANSA HER BÖLGEDE KARŞIMIZDADIR

 

Demokrasi ve özgürlük boyası sürünmüş zalimler eliyle coğrafyalar sömürülmüş, toplu katliamlar yapılmış, cinayetler işlenmiştir. Toprağın altı üstüne çıkarılmış, üstündekiler de altına gömülmüştür. Fransa bu karanlık geçmişin cellat, ceberrut ve çete ülkelerinden birisidir. Bu ülkenin geçmişinde kan vardır. Bu ülkenin geçmişinde işgal vardır. Macron iç siyasette sıkıştıkça, gelecek seçimleri kaybedeceğini hissettikçe Türk ve İslam düşmanlığının dozajını sürekli arttırmaktadır. Fransa; Doğu Akdeniz’de karşımızdadır. Libya’da karşımızdadır. Suriye’de karşımızdadır. Dağlık Karabağ’da karşımızdadır. Afrika’da karşımızdadır.

 

FRANSA'NIN İSTİLACI CANİLİKLERİNİ ADANA ANTEP VE URFA'YI İNCELEYEREK GÖREBİLİRSİNİZ 

 

Türkiye hakkın yanındadır, haklının yanındadır, hakikatin yanındadır; Fransa’nın yanında olduğu da terör örgütleri, kanlı şebekeler, bölücü mihraklar, paramiliter gruplar, denizlerde yan kesicilik yapan korsanlardır. Fransa’yı bilmek ve tanımak için Cezayir soykırımına, Ruanda soykırımına, Gabon, Senegal, Benin, Tunus, Gine, Burkina Faso, Çad, Kamerun, Cibuti katliamlarına bakmak yeterli değildir. Bu melanet istilacının hangi canilikleri yaptığını görebilmek için 1920 Antep’ini, Adana’sını, Urfa’sını incelemek kaçınılmaz bir ödev, ertelenemez bir görev, milli bir mükellefiyettir. Antep’te, Kuvayı Milliye’ye erzak taşırken yakalanıp Dokurcum Değirmeni’nde kurşuna dizilen, cansız bedenleri süngülenen küçük yaşlardaki 14 kahraman çocuğun katili bu Fransa’dır.

 

ERMENİ ÇETECİLERİNE ÜNİFORMA GİYDİRİP ÜZERİMİZE SALAN FRANSA'DIR

 

Tıpkı hendek kazan teröristlere karşı verilen mücadelede olduğu gibi, Antep’te sokak sokak, mahalle mahalle barikatlar kurup çatıştığımız düşman ülke bu Fransa’dır. Ahali namaza durmuşken, camilerimize top mermisiyle saldıran ülke bu Fransa’dır. “Düşman geçerse anca bedenimin üzerinden geçer” diyen rahmetle, minnetle andığımız yiğitler yiğidi Şahin Bey’in savaştığı ülke bu Fransa’dır. Adana’da Türk soykırımı yapan, Kozan’da Defterdar Hamdi Efendi’yi, mektupçu Ali Rıza Efendi’yi, emekli Yüzbaşı Mehmet Bey’i diri diri fırında yakan ülke bu Fransa’dır. Ermeni çetelerine üniforma giydirip üzerimize salan ülke bu Fransa’dır. Adana’ya sorsunlar Fransa’yı, Şanlıurfa’dan öğrensinler Fransa’yı, Gaziantep’ten dinlesinler Fransa’yı, yakılan Mersin’den duysunlar Fransa’yı.

 

FRANSA SENATOSU'NUN DAĞLIK KARABAĞ KARARI TÜRKLÜĞÜN AYAKLARI ALTINDADIR

 

Özgürlük diyorlar, eşitlik diyorlar, kardeşlik diyorlar, bunların hepsini göre göre, göstere göstere çiğniyorlar. Fransa Senatosu’nun Dağlık Karabağ ile ilgili hükümsüz, geçersiz ve kağıt parçasından farksız kararı Türklüğün ayakları altındadır. Neymiş, Senato Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’ni küstahça tanıyormuş. Bu konuda Fransa hükümetine de akıl ve hukuk dışı bir tavsiyede bulunuyormuş. TBMM’de grubu bulunan dört siyasi partinin Fransa Senatosu kararına sert ve isabetli tepkisi kayda değer ve takdire şayan bir duruşun belgesidir.

 

TÜRKLÜK İHTİŞAMLI MAZİSİNİN İRADESİYLE İSTİKBALİN ROTASINI ÇİZDİ

 

Ermeni sevdası nükseden Fransa her zaman olduğu gibi, tarihin yanlış tarafındadır. Bu Fransızlar ister kabul etsinler, ister etmesinler, ister sevsinler ister sevmesinler, Dağlık Karabağ Azerbaycan toprağıdır, Karabağ Türk’tür, Karabağ ebediyen Türk yurdudur. Tarih gözlerini açtı, coğrafya uykusundan uyandı, Türklük ihtişamlı mazinin iradesiyle kutlu bir istikbalin muhteşem rotasını çizdi. Geriye çark yoktur, bu yoldan dönüş yoktur, mücadeleden taviz yoktur.

 

YENİ DÜNYA DÜZENİ KURULURKEN STRATEJİK BOŞLUKLAR DOLDURULMAYA ÇALIŞILIYOR

 

Yeni bir dünya düzeninin inşa çabaları devam ediyorken ortaya çıkan stratejik boşlukların bölgesel ve küresel ülkeler tarafından doldurulma amacı gerilimlere yol açmaktadır. Türkiye hiçbir konuda ihmal edilecek bir ülke değildir. Doğu Akdeniz’de yaşanan ve milli sabrı zorlayan provokasyonlar Türkiye’ye karşı teşekkül etmiş husumet ve hıyanet cephesinin bir yönüyle deşifresidir. Müslüman nüfusun en yoğun olduğu Almanya ve Fransa’da haftalardır ırkçı ve İslamofobik saldırılar yaşanmaktadır. Avrupa insan haklarıyla, insanlığın evrensel kazanımlarıyla yollarını kapanmamak üzere ayırmıştır. Yunanistan’da, seçilmiş İskeçe Müftümüze karşı yapılan alçak ve ırkçı saldırıyı kınıyor, gelinen aşamanın Avrupa’nın hüsranı olduğunu düşünüyorum. 

 

İRİNİ HAREKATI MÜDAHALESİ MUHATAP HİÇBİR DEVLETİN YANINA BIRAKILMAMALI

 

23 Kasım 2020 Pazartesi günü, İrini Harekatı kapsamında, bir Alman firkateyni hiçbir hukuk kuralıyla, hiçbir dostluk ilkesiyle bağdaşmayacak şekilde Türk bandıralı bir ticaret gemisine baskın düzenlemiştir. Türkiye’nin AB ile karşılıklı saygı ve eşit haklara dayalı diyaloglarını canlandırmak için sıcak mesajlar verdiği bir dönemde, üstelik 10-11 Aralık 2020 tarihlerinde yapılacak AB Liderler Zirvesi’ne sayılı günler kala, Doğu Akdeniz’de vuku bulan provokasyonun izahı yoktur, ifadesi yoktur, saklanacağı hiçbir kılıf da olamayacaktır. Bu korsan müdahale muhatap hiçbir devletin yanına bırakılmamalıdır.

 

İRİNİ HAREKATI DOĞU AKDENİZ'DE KURULMUŞ MAYINLI BİR TUZAKTIR

 

Libya’ya kimlerin silah sevk ettiği, kimlerin Hafter’i desteklediği malumdur, ortadadır. Uluslararası Deniz Hukuku’nun mihenk taşı olan ticari gemilerin seyrüsefer güvenliği ilkesi yok sayılmıştır. Bize göre İrini Harekatı Doğu Akdeniz’de kurulmuş mayınlı bir tuzaktır. 31 Mart 2020’den bu tarafa devrede olan bu harekatın meşruluk temelleri zayıf, güvenirliği sallantıdadır. Taraf ülkeler akıllarını başlarına devşirsinler, Doğu Akdeniz’de önümüzü kesen kim olursa olsun her ihtimali göze almalıdır, bir yaparken bin düşünmek mecburiyetindedir. Mavi vatana karşı boyun borcumuz neyse yapılması gereken odur. Dileğimiz AB Liderler Zirvesi’nde aklı selimin hakim olması, yaptırım yanlışına üye ülkelerin düşmemesidir. Yine dileğimiz, Doğu Akdeniz’de sağduyunun, yapıcı ilişkilerin, dayanışmanın, eşit ve adil paylaşımın hakimiyet kurmasıdır.

 

BÜTÇE GÖRÜŞMELERİNDEN DOLAYI GRUP TOPLANTILARI YAPILAMAYACAK

 

Bildiğiniz gibi, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’yle 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi’nin sunumu 21 Ekim 2020 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapılmıştı. 27 Kasım’da, Bütçe Kanun Teklifi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilmiş, sırayı Genel Kurul safhası almıştır. Komisyon’da söz alan, görüş bildiren, partimizi temsilen bütçeye muhterem ve müspet katkılar veren her milletvekili arkadaşıma teşekkür ediyorum. 7 Aralık 2020 pazartesi gününden itibaren 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’yle 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Tasarısı Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecektir. Bu nedenle haftaya ve takip eden birkaç hafta grup toplantımız zorunlu hallerden dolayı yapılmayacaktır. Hepinizden beklentim, hazırlıklı ve sabırlı olarak Genel Kurul görüşmelerini takip etmeniz, uzmanlık alanınıza uygun şekilde, Cumhur İttifakı’nın ruhuna aynen riayet eden titizlikle çalışmalarınızı yürütmenizdir.

 

BÜTÇE GÖRÜŞMELERİNDE DİPSİZ POLEMİKLERDEN UZAK DURUNUZ

 

Dipsiz polemiklerden kaçınmanız, anlamsız tartışmalardan uzak durmanız, KOVİD-19 salgınıyla mücadelede alınan kararlara ve uygulanan tedbirlere uymanız tavsiyem ve talimatımdır. 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’yle 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi’nin ülkemize, milletimize, devletimize  hayırlı olmasını niyaz ediyor, destekleyici tavrımızı muhafaza edeceğimizi özellikle söylemek ve paylaşmak istiyorum. Yeni Yılınızı şimdiden tebrik ediyor, sizlere ve aziz milletimize sağlıklı günler temenni ediyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, milletvekili arkadaşlarıma Meclis çalışmalarında ve bütçe sürecinde üstün başarılar diliyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyor, Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun diyorum.